Medyascope’ta Aytuğ Şaşmaz ile beraber hazırladığımız analizimizde 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin gösterdiği başarının nedenlerini araştırdık. Buradaki yazımızda bulguların özetini verip, bazı veri analizi ve bilgi görselleştirmesi tercihlerimizden bahsedeceğiz.

Özetle:

  • CHP, 2024 yerel seçimlerinde 47 yıl sonra ilk kez hem belediye başkanlığı hem de yerel meclis seçimlerinde birinci parti oldu.
  • İlçe düzeyindeki oy verilerini kullanarak yürüttüğümüz ekolojik çıkarım hesabına göre yaklaşık 1,5 milyon seçmen, AKP-MHP bloğundan CHP’ye geçti. Bu geçiş CHP’nin başarısında kilit bir rol oynadı.
  • Sandığa gitmeyen seçmen oranındaki artış ve Yeniden Refah Partisi’nin yükselişi de AKP’nin başarısızlığında rol oynadı.
  • Anketlerde 2023 yılındaki seçimlerde muhalefete oy vermeyi değerlendirdiğini ama yine de vermediğini söyleyen adayların en sık dile getirdiği çekinceler yönetebilirlik ve ittifak ilişkileriydi. CHP’nin ittifaklardan arınmış şekilde ve yetkin ve karizmatik adaylarla seçime girmesinin AKP-MHP bloğundan oy geçişine katkı sağladığını düşünüyoruz.
  • AKP-MHP bloğu büyükşehirlerde ciddi oy kaybetti.
  • Bulgular, kemikleşmiş seçmen blokları anlayışının artık geçerliliğini yitirdiğini gösteriyor.

CHP 47 yıllık bir aranın ardından ilk kez seçimlerden birinci parti olarak çıktı. Dahası, sadece belediye başkanlığı seçimlerinde değil, parti kimliğinin ön plana çıktığı yerel meclis seçimlerinde de birinci oldu: CHP, neredeyse %35 oy alarak, %32’den biraz fazla oy alan AKP’nin önüne geçti.

AKP-MHP’den CHP’ye yerel seçimlerde ne kadar oy geçişi olduğunu detaylı veriler ve ileri istatistiki analizler ışığında sorgulamak mümkün. Bizim de 2011’den beri kullandığımız ekolojik çıkarım adı verilen istatistiki analiz yöntemi, kümelerden gelen verileri kullanarak birey düzeyindeki davranışa ilişkin tutarlı tahminler yapılabilmesini sağlıyor. Biz de bu yöntemi ve ilçe düzeyindeki oy verilerini kullanarak partiler arasında 2023 seçimlerinden bu yana ne kadar geçiş olduğunu analiz ettik. Bu analiz için 2024 seçimlerinde büyükşehir statüsü olan illerde ilçe bazında ilçe meclis seçimlerini, diğer illerde il bazında il meclis seçimlerini kullandık.¹ (Bu kararımızın altında yatan sebepleri yazının sonundaki soru-cevap bölümünde bulabilirsiniz.)

 

 

Elde ettiğimiz bulgular, CHP’nin birinci parti olmasında AKP-MHP’den gelen oy geçişlerinin hiç de yadsınamayacak bir rol oynadığını gösteriyor.² Kabaca söyleyecek olursak, 2023 seçimlerinde AKP-MHP için kullanılan yaklaşık 25 milyon oyun %65’i yine AKP ve MHP listelerine giderken, bu seçmenlerin yaklaşık %9’u sandığa gitmemiş, %17’si başka partilere oy vermiş (Yeniden Refah dahil)³, geri kalan %6’sı ve %3’ü de sırasıyla CHP ve İyi Parti’ye oy vermiş. Bu, AKP-MHP bloğundan yaklaşık 1.5 milyon seçmenin, meclis seçimlerindeki oyunu AKP-MHP’den CHP’ye çevirdiğini gösteriyor.⁴ Seçimlerden hemen sonra yapılan bir anketin sonuçları da bulgularımızı destekler nitelikte. (Konda’nın Nisan 2024 Barometre sonuçları da ekolojik çıkarıma çok benzer bir oy geçişliliği tablosu sunuyor.) Aralarında 10 aydan biraz fazla zaman olan iki seçim arasında gerçekleşen bu geçişliliğin, “geçişsiz bloklar” paradigmasını sorgulatmasını bekliyoruz.

 

 

Her ildeki geçerli oy sayısına göre oy oranlarını boyutlandırdığımız yukarıdaki görselleştirmemizde, CHP’nin büyükşehirlerdeki ve ülke nüfusu bazındaki başarısı daha iyi anlaşılıyor.⁵ Aşağıdaki oy oranı ve katılım değişimleri haritaları ışığında yaptığımız analizler de, ekolojik çıkarımdan elde ettiğimiz bulguları destekliyor: AKP-MHP’nin oy kaybında elbette katılımın düşmesinin önemli bir rolü var; ancak Cumhur İttifakı’nın oy kaybettiği coğrafi öbeklerin tamamı katılım düşüşü öbekleri değil. Özellikle İç Ege ve deprem bölgesinde AKP-MHP’nin oy kaybettiği yerler, aynı zamanda CHP’nin oy kazandığı (ve katılımın da pek düşmediği) yerler. Dolayısıyla bu coğrafi öbeklerde AKP-MHP’den CHP’ye önemli miktarda oy geçişi olduğu söylenebilir.

 

 

2023 ve 2024 seçimlerini karşılaştıran aşağıdaki saçılım grafiği, CHP’nin oy oranlarını büyükşehir ilçeleri düzeyinde karşılaştırıyor. Büyükşehir ilçelerinin büyük çoğunluğunda CHP’nin oy oranını artırdığını ve Ankara, İzmir, Manisa gibi yerlerde partinin genel yükselişinden de oldukça yukarıda bir performans sergilediğini görüyoruz.

 

 

İktidar bloğunun 2024 seçimlerinde büyükşehirlerde yaşadığı kayıp, hem mutlak oy sayısı hem de oy oranı anlamında, diğer illere kıyasla çok daha büyük: AKP-MHP, büyükşehir statülü illerin sekizinde, o ildeki kayıtlı seçmenlerin %20’sinden fazlasının desteğini kaybetti.⁶ Büyükşehir belediyesi olmayan 51 il içinde bu ölçüde bir kaybın yaşandığı tek bir il dahi yok. Ayrıca, İttifak’ın oylarını artırabildiği yerlerin hiçbiri büyükşehir statüsünde değil. Büyükşehirlerde bu ölçüde oy kaybetmiş olmak, AKP-MHP bloğuna seçimi kaybettiren en önemli etkenlerden biri.

 

 

Bulgularımız, CHP’nin başarısında özellikle büyükşehirlerde doğru aday tercihlerinin önemli bir rol oynadığını gösteriyor ve bu bulgular, anket verileriyle de destekleniyor. Bu analizde birlikte çalıştığımız Aytuğ Şaşmaz ve Tarek Masoud’un yerel seçimlerden önce 50 ilçede 2530 katılımcıyla gerçekleştirdiği bir ankette, katılımcılara 2023 seçimlerindeki oy tercihlerini soruldu, ardından muhalefete oy vermeyi hiç düşünüp düşünmedikleri sorusu yöneltildi. 2023 seçimlerinde Cumhur İttifakı’na oy veren seçmenlerin %14’ü muhalefete oy verme fikrini tarttıklarını ama sonunda muhalefete oy vermemeyi tercih ettiğini belirtti. Bu kişilere daha sonra muhalefete oy vermeme nedenleri de soruldu. Yanıtların dağılımı aşağıdaki şekilde oldu. (Bu yanıtların toplamı %100’den fazla, çünkü bir kişinin birden fazla neden belirtmesine izin verildi.) En yaygın iki yanıt “Muhalefetin ittifak ilişkilerini beğenmedim” ve “Muhalefetin yönetme becerisi olmadığını düşündüm” şeklindeydi.

 

 

Tüm analizlerimiz ve görselleştirmelerimiz şu sonuca işaret ediyor: CHP’nin 2023 genel seçimleri ile 2024 yerel seçimleri arasında gerçekleştirdiği değişiklikler, Cumhur İttifakı seçmenlerinden oy kazanmasında etkili oldu. 13 yıldır yürüttüğümüz oy geçişleri analizlerinde ufak istisnalar dışında, özellikle muhafazakar bloktan muhalif CHP’ye bu derece oy geçişi hiç gözlememiştik. Karşılıklı geçişi az olan bloklar arasında seçim sonuçlarına damgasını vuran etken genelde tepkisini sandığa gitmeyerek gösteren seçmendi. Seçmen kitlesinin kemikleşmediği ve parti tercihlerinin pragmatik sebeplerle belirlendiği bir politik ortamın, demokrasinin geleceği adına umut verici olmasının yanı sıra, seçim sonuçlarını analiz ederken daha derinlikli ve cevaplaması zor sorular sorup bu soruların cevaplarını araştırmayı mümkün kılması bizi sevindiren diğer bir faktör.

Bu analizin biraz daha geniş bir versiyonunu Medyascope’ta okuyabilir, aşağıda bazı teknik kararlarımızla ilgili sorulara (metindeki üst simgelerle ilişkilenmiş) yanıtlar bulabilirsiniz.

 

1. Neden belediye başkanlığı oylarını değil de yerel meclis oylarını kullandık?

Veri tercihimizin iki ana sebebi var. Birincisi, belediye başkan adaylarının seçimler üzerindeki bireysel etkisini minimize etmek. Yerel ölçekli seçimlerde karizmatik bir aday partisinden bağımsız olarak başka parti seçmenlerinin oylarını alabileceği gibi seçmenin beğenisini kazanamayan bir aday kendi parti seçmeninden bile oy alamayabilir. Yerel meclis seçimlerinde ise oylar partinin listesine ve logosuna, yani kurumsal kimliğine veriliyor. Parti tercihlerinin nasıl değiştiğini incelemek istediğimiz için yerel meclis seçimlerini analiz etmeyi tercih ettik.

İkinci sebep seçim yasaları ve mekanizmalarından kaynaklanan bir kısıt: Büyükşehir belediyesi statüsü olmayan 51 ilde ülke nüfusunun %7’si bir belediye başkanı için oy kullanamıyor çünkü yaşadıkları köyler ve kırsal yerleşim birimleri bir ilçeye bağlı olmasına rağmen bir belediyeye bağlı değil. Bu 51 ilde tüm nüfusun parti tercihini yansıtan tek seçim il meclis seçimleri. Büyükşehir statüsü olan 30 ilde ise tüm yerleşim birimleri bir ilçeye bağlı ve her seçmen kayıtlı olduğu ilçenin ilçe meclisi için oy kullanabiliyor.

Bu sebeplerden dolayı, bu analizimizde oy verisini büyükşehir statülü iller için ilçe meclis seçimlerinden, büyükşehir statüsü olmayan iller için il meclis seçimlerinden aldık.

 

2. Neden 2023 ve 2024’te AKP ve MHP oylarını (ve 2023’te CHP ve İYİP oylarını) blok olarak ele aldık?

Analizlerimizde almak zorunda kaldığımız diğer bir karar, 2023 ve 2024 seçimlerinde AKP ve MHP parti seçmenlerinin tercihlerini ayrı ayrı değil, blok olarak değerlendirmek oldu. Bunun sebebi ittifak olarak seçime giren bu iki partinin hem 2023 hem 2024 seçimlerinde bazı bölgelerde tek bir liste ile seçime girmesi idi. Bu bölgelerde örneğin AKP’nin çıkardığı listeye oy veren bir seçmenin gerçek parti tercihinin AKP mi yoksa MHP mi olduğunu anlamanın bir yolu yok. Benzer şekilde 2023 yılında bazı bölgelerde ortak liste çıkaran CHP ve İYİ Parti’nin oylarını sadece 2023 seçimleri için blok olarak ele aldık.

 

3. Neden Neden YRP, DEM ve diğer partilerin oylarını “Diğer” kategorisine ekledik?

YRP ve DEM oylarını ayrı ele almak istedik ama kullandığımız yöntem bunu yapınca makul sürede sağlıklı sonuçlar üretemedi. Bu sorunu hala araştırıyoruz. Ama sonuçları zamanında paylaşmak için bu partilerin oylarını “Diğer” kategorisinde birleştirdik.

 

4. Neden sonuçlarımızı güven aralığı (“confidence interval”) belirtmeden paylaşıyoruz?

Aslında bu konu bir dipnotu değil kendi başına bir yazıyı hakediyor ama kısaca güven aralıklarını vermememizin sebebi, tahminlerimizin gerçekte olduğundan daha kesin ve hassas görünmesini engellemek. Oy geçişlerini tahmin ederken, her istatistiksel yöntemde olduğu gibi bazı varsayımlarla işe başlıyoruz. Eğer bu varsayımlar doğruysa, elde ettiğimiz güven aralıkları sadece modelimizdeki rastgele belirsizlikleri yansıtıyor. Burada iki temel sorun var: Birincisi varsayımlar, adı üstünde, sadece varsayım. İkincisi sonuçlarımızdaki belirsizliğin tek kaynağı kullandığımız istatistiki model değil. Dolayısıyla elde ettiğimiz güven aralıkları teknik olarak güven aralığı tanımına uysa bile genel okuyucuya gerçekçi olmayan bir hassasiyet ve kesinlik hissi veriyor.

Bunu anket sonuçlarına benzetebiliriz: Anketlerin güven aralıkları, genelde örneklemin seçiminden kaynaklanan rastgele hataları kapsar. Fakat gerçekte anket sonuçlarını etkileyen başka belirsizlikler de var:

  • Örneklem seçimindeki olası hatalar
  • Anket sırasında oluşan sistematik hatalar
  • Zaman içinde değişen seçmen tercihleri vb.

Bu nedenle seçim sonuçlarının, anketlerin güven aralıkları dışında çıkması şaşırtıcı olmaz.

 

5. Neden kazanan partiye göre haritada il renklendirme yöntemini tercih etmedik?

Haritada illeri kazanan partiye göre renklendirme yönteminin (koroplet) önemli dezavantajları olabiliyor: (1) İllerin alan olarak büyüklükleri, oralarda yaşayan seçmenlerin sayılarını yansıtmıyor ve (2) kazanan parti seçmenleri dışındaki insanlar yok sayılıyor. 2024 yerel seçimi sonuçları için de ilk dakikalardan itibaren televizyon ekranlarında ve internette yeterince koroplet gördük. Biz de daha çok bilgi içeren (kazanan parti seçmenleri dışındakilerin de oranlarını gösteren) ve geçerli oy sayılarını da tüm illerde aynı ölçekte göstererek karşılaştırmayı sağlayan bir görselleştirme üretmek istedik. Seçmen sayısını da gördüğümüzde CHP’nin ülke nüfusu bazındaki başarısı daha iyi anlaşılıyor. Diğer taraftan CHP’nin kazandığı yerlerde yüksek oranlarda diğer partilerin seçmenlerinin de olduğunu gözden kaçırmamış oluyoruz.

Bu görselleştirmede renk atayacağımız sınırlı sayıdaki partiyi belirlemek için, herhangi bir ilde en az %5 oy almış olma kriterini kullandık. Yukarıda belirttiğimiz sebeplerle de belediye başkanlığı için verilen oyları değil, yerel meclis oylarını kullandık ve illerin gerçek nüfuslarını daha iyi temsil eden grafikler ürettik. Bazı dezavantajlara sahip olsa da alan (pasta) grafikleri kullandık çünkü harita yerleşiminde il nüfusları arasındaki büyük farklar, ortak ölçekte lineer (çubuk grafik vb.) gösterimlerle ilerlemeye izin vermedi. Burada asıl amacımız harita üzerinde seçmen sayılarına ve illerin kendilerine özgü oy dağılımı profillerine dair genel fikirler vermek olduğundan, kırılımların çubuk grafiğindeki gibi net karşılaştırılamaması bizim için birincil öneme sahip değildi. (İlgilisine not: Veri görselleştirme literatüründe pasta grafiklerinin yüz yıldır maruz kaldığı nefret, son zamanlarda yerini daha serinkanlı ve çoğulcu bir tavra bırakıyor.)

 

6. Neden oy oranlarını ve değişimlerini geçerli oylar değil de kayıtlı seçmenler üzerinden hesapladık?

Yerel meclis seçimleri sonuçlarını özetlediğimiz harita dışında diğer görsellerde oy değişimlerini ve oranlarını kayıtlı seçmenler üzerinden hesapladık. Çünkü bu görsellerde seçimin resmi sonuçlarını (ör. bir ilçede hangi partinin kaç meclis üyesi çıkardığını) değil, seçmenlerin parti tercihlerinin nasıl değiştiğini anlamak istiyoruz. Bir partinin aldığı oyların sayısı değişmese bile sandığa giden seçmenlerin değişimiyle oranlar değişebilir. Farklı nüfuslara sahip yerleşim birimlerinde oy sayısı değişimlerini karşılaştırmamızı kolaylaştıracak tercih, oy sayılarını kayıtlı toplam seçmen sayısıyla normalize etmek oldu.